29 Kasım 2011 Salı

Ruhunu Hafiflet

Bazı zamanlar var ki insan ruhunun bedenine ağır geldiğini hisseder. Ruh her ne kadar bilimsel açıdan ölçülebilecek bir olgu olmasa da bazen çekilen acılar ya da yüreğin hissedip mantığın kabul etmediği birçok şey ruhu yorar, ağırlaştırır.

Geçen zaman çoğunlukla hafızadaki acıları yatıştırıp, ruhun ağırlığını azaltsa da geçmeyen, dinmeyen acılar ruhumuzda kalır ve her tetikleyici olayda kat be kat fazla olarak hissettirir o acıları.

Ancak bir gün gelir ve anlaşılır ki; yaşanılan kötü anılar ve yorgunluklar yüzünden kişi hayatında olmaya çalışan insanlardan uzaklaşır. Daha doğrusu sanki acıtan onlarmış gibi farkında olmadan onları dışlar. İşte bunu anladığı anda da iş işten geçmiş olur. Artık ne güncel sorunlarını paylaşabileceği ne hayatında ona değer veren kimse kalmamıştır. En büyük yıkım da budur aslında.

Zaman geçer gider, arkadaşlar dostlar eksilir hayattan. İnsan dönüp baktığında geçmişine aslında ruhunu ağırlaştıran ve hayatındaki değerleri kaybetmesine sebep olan olayların hiç de düşünmeye değer olmayan şeyler olduğunu anlar. Bunu anladığında olgunlaşmaya başlamış demektir ancak ruhundaki yıllarca süren ağırlık bir anda kalkmaz yine de bunun için de daha acılı bir süreç başlar. Her şeyi baştan alma düşünme ve irdeleme zamanı gelmiştir artık sonrasında eskiye eski dostlara geri dönüp anılara dalar ve yıllar sonra belki de ruhunun ağırlığını ancak o kişilerle konuşarak atar yeniden.

Dostlar her zaman hayatta var olmalıdır bazen psikolog bazen terapist bazense sadece karşılıklı susmak için ama her zaman var olmalıdırlar.

Ve siz eğer bir dostsanız bunu kıymetini bilin kendiniz için değerli olmadığınızı düşünüyorsanız dostu olduğunuz kişiler için olan değerinizi görüp kendinizi anlayın. Hayattaki yerinizi keşfetmeye başladığınızda ruhunuzdaki ağırlıklar yavaş yavaş kalkacaktır.

Sevgiyle kalın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder